Arabamın vizesi geçmiş, 2 ay sonra farkettim o da tesadüfen. Biz kadınlar arabalarımız konusunda ne kadar da ilgisiz oluyoruz. Tüm araba işlerini üzerine alan eşim sadece benim yapmamı beklediği iş olan araba yıkatmayı 2 aydır yapmadığım için alaycı yorumlarına maruz kalıyorum. Of ona hiç vaktim olmuyor. Vize işiyle ilgilenmeyi seviyorum her nedense. Bir takipçiye verelim önerisini reddediyorum. Vizemi en son 2005'te yaptırmıştım. Kızıma 6 veya 7 aylık hamileydim o zaman. Arabasını muayeneye getiren en şişko kadın bendim!! Zaten pek kadın olmuyor:))
Vizeye gittiğimde 2 tane trafik cezam çıktı. 2003 senesinden hem de!!!Bu nasıl oluyordu?2005'te vizeye giren arabamın tüm borçlarını o zaman ödemiştim. Bunu araştırmak için Taşıtlar Vergi Dairesi'ne gittim(üşenmedim gittim valla).
Devlet daireleri ile ilgili sorunum var benim. O loş, ışığı az, eski moda lambrili ferahlıktan uzak ofisler canımı sıkar benim. Heryerde bir sürü dosya evrak...Örgü ören kadınlar...
O kargaşa içinde rutin işler yapmaktan sıkılmış mutsuz çalışan ordusu...
Gene aynı manzarayla karşılaşma sıkıntısı içinde girdim daireye. Manzara aynıydı, eskiye göre tek değişen şey bilgisayarların eklenmiş olmasıydı. Dairede tek hayata dair özel şey yeşil iç mekan bitkileriydi.
Özel şirketlerin aksine ne çok yeşil bitki olur devlet dairelerinde. Ama kimsenin masası derli toplu değildir, bir de onun özel hayatına ilişkin bir şey içermez. Resmidir masa da! Bir tek yünler vardır:)))
Tüm bunlar alışık olduğumuz manzara da beni en çok etkileyen kadınlarla ilgili bir şeydi. Çok kadın çalışanın olduğu bu dairede kadınların sabah uyandıkları gibi evden çıkıp gelmiş olmalarıydı. Daireler ne kadar resmiyse kadınlar o kadar sivildi!!! Ben de boyaya batsınlar, tayyörler giysinler demiyorum ama insan çalıştığı yere, hele de insanlarla birebir yüzyüze geldiği ön masada çalışan olarak bu kadar kılıksız olmaz ki!!Kendine bakmayan kadın çirkin kadındır dedikleri bu olsa gerek. Hiçbirinin saçları taranmamış, birer kelebek tokayla tutturulmuş, sanki evde temizlik yapıyor edasında karmakarışık saçlar, pazara gidiliyormuş gibi özensiz seçilmiş kıyafetler, bir rujdan bir allıktan nasibini almamış soğuk beyaz yüzler...Beyler ise daha bakımlı, takım elbiseler içinde daha şıktılar.
İnsan işe giderken biraz daha özen göstermeli, çalışan kadın biraz daha imkanlarını zorlayıp ufak rötuşlarla bakımlı olabilmeyi başarmalı.
Bugün "prezantabl" denen sıfat tüm adaylarda aranan bir nitelik olmuşken bunu bu kadar umarsamamak önce kendine haksızlık, sonra eşine ve tanıdıklarına sonra da iş arkadaşlarına saygısızlık değil midir?
Görüntüyü bozan bir şey daha vardı; hem de en kötüsü...Herkese hala "sen" diye hitap eden ve başından savmaya çalışan çalışanlar...
"Sen" hitabını kullanmamayı ve "siz"li, karşısındakini küçümsemeden konuşan resmi daireye yakışan saygılı temiz ve özenli giyimli çalışanlar oldukça ben kaçmayacağım bu dairelerden...Kendileri de belki daha mutlu olacaklar bu önerilerimize kulak asarken...Umarım...
Bu arada trafik cezasını ödedim(3 mislini!) Vizeden başarıyla geçtim. Eve geldiğimde canım çoook tatlı istiyordu. Ben de evdeki malzemelerle ne yapacağımı araştırırken bu tarifi buldum. Çok da güzel oldu(şekeri azdı sadece, siz denerseniz fazla şekerle yapın derim)