29 Ekim sabahı kızımla annemlere gitmek üzere hazırlanırken birden evimizin iki sokak üstünden okulların geçit merasiminin sesleri geldi..Balkona çıktık, bando "tam tam tam"diye çaldıkça kızım şaşkınlıkla karışık seviniyordu. Ben de hemen onun minik oyuncak davulunu kaptım apar topar arabaya bindik, amacım kızımı öğrenci bandosunun önünde yürütmek, bu Cumhuriyet çocuğunun bu coşkuyu yaşamasını sağlamaktı. Biraz sonrayı bandoyu yakaladık, arabadan indik. 2 yaşındaki kızım coşkulu kalabalıktan önce ürktü ama sonra talepler üzerine küçük davulunu çaldı, bazen de alkış yapıyordu. Çok eğlendim onu böyle gördükçe.

Babamın görevi icabı çocukluğum küçük yerde geçti. Şimdi o zamana göre oldukça büyümüş olan Lüleburgaz'da. Kırklareli'nin bu güzel kasabasında 29 Ekimler öyle coşkulu geçerdi ki. Zaten neşeli, coşkulu bir halka sahip olan bu kasabada Fener Alayı çok muhteşem olurdu. İzmir'e geldiğimizde sadece 2 kere Fener Alayı görebildim. Öyle özledim ki Fener Alayı seyretmeyi. Eşim çok önceden bu 29 Ekimde beni Fener Alayına götüreceğine söz verdi. Kızımız için de seveceği yeni bir olay olacaktı. Terörden bıkmış bir ulusun üzüntülü ve yaslı Cumhuriyet çocukları olarak biz, bu özel günde hem günün anlam ve önemini pekiştirmeli hem de inadına ve hırsla yaşantımızı eskisi gibi sürdürebilmeliydik.
Cumhuriyet etkinlikleriyle ilgili Hürriyet Ege'de bir habere rastlayamayınca biz de kutlamaların hep olduğu Kordon'a gittik. Hem yemek yiyip hem de törenleri izleyecektik. Ama ne kutlama, ne Fener Alayı, ne havai fişek gösterisi, ne de yürüyüş vardı. Gündüz törenler yapılmış geceleri yaşayan İzmir şehrinde gece bir aktivite düzenlenmemişti. Yaslı günler geçirirken eller havaya konserleri olsun demiyorum ama bu güzel şehre senfonik bir konser de yakışırdı, başka bir halka açık gösteri de...Fener Alayına noldu, onu hiç bilmiyorum.
Gecemiz sessiz ve Fener Alayının nasıl bişey olduğunu bile unutan ben için buruk bitti. Önümüzdeki bayramlarda stadyumların dışına taşacak sadece velilerin değil tüm halkın kucakladığı törenler diliyorum.
Birgün sizleri de Kordon'da ağırlamayı diliyorum.

Gelelim yemeğime;
Kızım bu aralar en çok balık yiyor. Evet balık..Bayılıyor, tam bir Egeli, İzmirli oldu:)))Ben de bu iştahsız kızıma balık seviyor diye sık sık balıklı menüler hazırlıyorum. Somon da içeriği açısından en faydalı balık olarak biliniyor. Yalnız bir yerli bir de ithal somon var. İkisi çok farklı tat ve görüntü açısından. Biz yerlisini hiç sevmedik. İthal pembe renkte olanı dilimler halinde satılıyor. Norveç'ten ithal ediliyor.

Bunun tadı diğer yediğimiz balıkların yanında çok da leziz denemez. Zaten tek başına değil genelde salatada, krepte, sandaviçte, makarnada tercih ediliyor. Ben de makarnalısını yaptım. Tek başına sağlıklı, doyurucu güzel bir öğün oldu.
İşte tarif:


SOMONLU MAKARNA
2-3 kişilik
Malzemeler
1 dilim somon
Marinat için: Tuz-karabiber-zeytinyağı-defne yaprağı
Makarna(250 gr kadar)Pastavilla Rigatoni çeşidi
Krema veya beşamel sos
Beşamel sos için:
1 yemek kaşığı zeytinyağı veya margarin
1 yemek kaşığı un
1.5 su bardağı süt
tuz
Yapılışı
Somonun tadını pekiştirmek için tuz, karabiber, zeytinyağı ve defne yaprağından oluşan marinatı hazırlayalım ve balığı bu marinatın içinde 3-4 saat buzdolabında dinlendirin.
Makarnayı haşlayalım, hazırlayalım.
Balığı tavada az zeytinyağında önlü arkalı 4-5'er dakika kapağı kapalı olarak kızartalım.
Kılçığı olmayan bu balığı temizlemek ve dilmek çok zahmetsiz. Küçük küçük didin balığı.
Kremayı balığın piştiği zeytinyağında azıcık çevirin. Krema yoksa beşamel sos hazırlayın. Ben kremam var sanırken olmadığını görünce hemen beşamel sos yaptım. O da güzel oluyor efendim. Bir tencerede yağda unun rengi fazla değişmeden kavurup üzerine sütü ilave edip devamlı çırpma teliyle karıştırın. Pütür pütür olmasın(olmadı el blenderının düşük devirinde çırpın)Tuz ekleyin, fokurdayınca ocaktan alın.
Makarnaya kremayı veya beşamel sosu ve diddiğiniz balıkları atın. Hepsini bir güzel harmanlayın. Dilerseniz üzerini dereotu ile süsleyip sıcak servis yapın.
Afiyet olsun.
|